Sabahın bilmem kaçında,nedensiz bir varoluşla alınan nedenli bir ilerleyiş...Oysa en güzeli pi'e almak diyorsun hep.Üstüne de pişkince gülümsemen...Bu toplumla,bu etikle,bu kültürel yapıyla çok mu kolay?Sadece gülümse,üstüne bir de bana dair olanla var oluşunu unut...
Ne diye başlamıştım; sabahın bilmem kaçında,bilmediğim ötekimle,
bilmediğim paylaşım...
Cumartesi, Temmuz 19
nedensiz yaşamak!!!
Cumartesi, Temmuz 12
Kimsin...
Kimsin sen!!!Sanki içimdesin,sanki nefesim,sanki ruhumsun.Ama yalanlarım,kaçamak cevaplarım,anlamsız korkularımın saçmalıkları,yeni ruhlarıdaki renga renk olma çabası...Hep gerçeğim ,hep düşüncem ile eylem arasındaki yanlışımsın...
Kimsin sen!!!Bu denli hissediş,bu denli ruhumda ve bedenimde var olman,bu denli gerçek benle olman...
İlk defa biri,yada bişey çıktı bensiz bana dur dedi.İlk defa benim için doğru zamanı benden başka biri seçti.(Kimsin sen!!!Bilmiyorum)Yine ben ,ruhum bedenim.
evet,evet ötekisin sen...
Cumartesi, Haziran 21
Garip Yaratığım
Bu aralar garip bir yaratık oldum.Kimse anlam veremiyor yaptıklarıma.Gerginim,sinirli ve içimdeki çocuktan yoksun.Öyle depresip havalar değil.Hiç de beceremem, günün içinde değişen psikoljimin durgunluğu.Tek düze ve sevimsiz.Şikayetçi ve mutsuz...Ne oldu diyorum?Ne???Koca bir sessizlik,büyüyorum;artık uzaktan kumandalı araba yok yada istop ...Çocukluğum ,yaşayamadığımı düşündüğüm ,içinde kalan, dışarı çıktığında en çok mutlu olduğum, Mesutumu kaybediyorum.
Çok mutsuz ,çok isteksiz.Durağan bir yaşama akan zamanı değerlendirişime dur diyemiyorum.İstemeden gelişiyor herşey,çaresizim,yardım gerektiren bir durumda değil.Sadece bir çıkmazdayım.Oysa 3-4 gün eksik kaldı diğer yüzüm.Sanki yüzümün yarısıyla nefes alıyorum,yüzümün yarısıyla ağlıyor,yüzümüm yarısıyla otobüsten iniyorum.Yüzümüm yarısıyla yarıyorum kalabalıkları.Ve yüzümün yarısıyla ben...
Vücudumla bütün duvarları yıkmak isterdim,kamısdaki elmaslara vurgun bi bıçakçı gibi.Ama yüzüm yarısıyla duvarları göremiyorum.
Bütün gerçekleri yaşayan ve daha fazla acıdan koruyan yanımı arıyorum...Şimdiyse bütün sahtekarları güldüren,mutluluk oyunu yaptıran yalan bir kabüs oluyorum.
Dedim ya bir Garip yaratık oldum.Dilenci gibi yalvarıyorum yanıt vermiyor sözcükler.Sözcükler bana kazık attı,tek kelimeyle kazıklandım...Oysa ki bir sözcükle ağaçların yapraksız kaldığını,filmlerden daha çok ağlandığını gördüm.
Konunun kimseyle alakası yok.Gece yarısı,sarhoşluk etkisini hisseden bedenim,ruhumdaki oynayış.Kendime sesleniş....Böylece dilencilik yaptığım kelimelerden kurtuluyorum.Buarada birde Şebo dinliyorum...
Pazar, Haziran 1
Yasaktı,yasak!!!
Kimseler bilemez,kimseler duymaz,kimseler anlamazdı,anlamamalıydı...Sadece dalgınlığımda,darmadağan olduğumda farkına varılabilme anlarını yaşadığımda gerçekliğimdi...Aynanın karşısında itiraf bile edemiyorken, hak vermiyor da değildim anlaşılmamama...
Denedim,yırtmak istedim,ezip geçmek...Birçok savaşa girdim,yılmayacakcasına.Bir çok cephe açtım kendime, tek olanın değerini bilmeden.Yasaktı ...
İttifaklar kurdum,itilafları getiren.Yasaktı...
Bütün mantığımı,matemematiksel yaşaman tarzımla fiziksel kuramları redederek var olmak istedim.Yasaktı
Yıkılmamak adına devam ettim; ta ki askerlerimin dağıldığını göremeyip,kendimi kaybettiğimin farkına varamayana kadar...
Şimdi topladım gaziler,şehitlerimi ve paramparça olan beden mi.Topladım cephanemi,üniformamı. Önce kalan beni rehabilite,şehitlerimide defnedeceğim.Ağlamak,sızlanmak yok artık.Yasaktı...
Evindeyim,tanıyorum burayı,bu kokuyu,bu renkleri.Tanıyorum ruhumdaki dinginliği...
Bir daha ne olduğunu anlamadığım savaş mı!!!Amaçları,mantığı,neyi riske aldığımı ve kim olduğumu düşündüğümde yasak bana.Bu kez yasaklayan sadece çevrem ve tabularım değil,bu kez benimle varım...!!!
Evimi özlemişim,özlemimi hatırlatan yasağımada ...
Perşembe, Mayıs 29
Büyümek(Kirlenmek-memek)
Bazen büyümenin ne derece kötü olduğunu düşünürdüm.Hatta bir zamanlar büyükmek adına okuduğum Cezmi Ersöz'ün klasik melankolik havasında şöyle diyordu;
"büyümek dedikleri aslında hep üşümektir... yaralısın… yaralıyım. çünkü yaşıyor olmak bazı kalpleri yaralar. bu hayatı böyle çırılçıplak görmek, hiç korunmadan ona öylece ve yıllarca maruz kalmak yaralar bazı insanları… büyümek derler adına, benliğini içeri daha içeri çekersin. saklarsın yaralı kalbini, gözyaşını içine akıtırsın. perde üstüne perde çekersin kimsesiz odanın penceresine. perde üstüne perde çekersin çocuksu düşlerine, aykırılığına, içinden konuşmalarına… büyümek derler adına, kuşlardan, mevsimlerden, deniz kıyılarında özgürlükten, düşlerden, sokaklardan bile korkuturlar insanı… sonra hayatın üstüne perde üstüne perde çekilir. bayağılık örter her şeyin üzerini. boğuntu, kasvet… kimse kimsenin gözlerinin içine bir daha korkusuzca bakamaz…büyümek dedikleri aslında o korkunç boşlukta hep üşümektir, hep üşümektir… "O zamanlar kötü zamanlarım olsa gerek.Cezmi Ersöz'ün anlattığı gibi büyüdükçe kirlenmiyorda değildim.Oysa bu olmamalıydı büyümek diyerek çıktığım yolda bıraktığım izler .Ve büyümek;artık dışarı çıkmak için yurttan izin almamaktı,müdür babaya hesap vermemek,yada istediğim zaman istediğim kadar dordurma yemek ve yahut terleyince su içiyor olmak. Ve yine büyümek;uzaklarin aslinda o kadarda uzak olmadiğinin anlasilmasi,ihtiyac duyuldugunda tum kotuluk ve pisliklere cesurcana karsi koymak, meleklerle dans etmek, savunmasizken tehlikelere karsi koruyan bir meleğin varolduğu, mutluluga inancımdan kaybetmemekti. .Yaşayamadığım Bazen büyümenin ne derece kötü olduğunu düşünürdüm.Hatta bir zamanlar büyükmek adına okuduğum bir Cezmi Ersözün klasik melankolik havasını sezinlemiştim.Şöyle diyordu;"büyümek dedikleri aslında hep üşümektir... yaralısın… yaralıyım. çünkü yaşıyor olmak bazı kalpleri yaralar. bu hayatı böyle çırılçıplak görmek, hiç korunmadan ona öylece ve yıllarca maruz kalmak yaralar bazı insanları… büyümek derler adına, benliğini içeri daha içeri çekersin. saklarsın yaralı kalbini, gözyaşını içine akıtırsın. perde üstüne perde çekersin kimsesiz odanın penceresine. perde üstüne perde çekersin çocuksu düşlerine, aykırılığına, içinden konuşmalarına… büyümek derler adına, kuşlardan, mevsimlerden, deniz kıyılarında özgürlükten, düşlerden, sokaklardan bile korkuturlar insanı… sonra hayatın üstüne perde üstüne perde çekilir. bayağılık örter her şeyin üzerini. boğuntu, kasvet… kimse kimsenin gözlerinin içine bir daha korkusuzca bakamaz…büyümek dedikleri aslında o korkunç boşlukta hep üşümektir, hep üşümektir… "
O zamanlar kötü zamanlarım olsa gerek.Cezmi Ersözün anlattığı gibi büyüdükçe kirlenmiyorda değildim.Oysa bu olmamalıydı büyümek diyerek çıktığım yolda bıraktığım izler .Ve büyümek;artık dışarı çıkmak için yurttan izin almamaktı,müdür babaya hesap vermemek,yada istediğim zaman istediğim kadar dordurma yemek ve yahut terleyince su içiyor olmak. Ve yine büyümek;uzaklarin aslinda o kadarda uzak olmadiğinin anlasilmasi,ihtiyac duyuldugunda tum kotuluk ve pisliklere cesurcana karsi koymak, kotuluklere engel olmak icin bir "iyilik" oldugunu ve o "iyiligi"-"ozunu" korumam gerektiğini, savunmasizken tehlikelere karsi koruyan bir meleğin varolduğu, mutluluga inancımdan kaybetmemekti. .Ve sonuç olarak çok şey kaybetmemiş halimleyim...Büyüdük ,büyüdüm..Ki büyümemiz gerekti.Yaşamamış çocuğumun ara sıra yaramaz ve şımarık edasıyla,"hey bende burdayım" diyen asi sesiyle büyüdümm işte...Şimdiyse "iyi ki de bu halimle büyümüşüm" diyorum... Sonuç olarak çok şey kaybetmemiş halimleyim...Büyüdük ,büyüdüm..Ki büyümemiz zorunluluktu. Velhasıl büyümek,kirlenmek-memek...
Çarşamba, Mayıs 28
Yanlızlığa Dair...
Günün doğuşunu seyrederken hiç mutlu olan varmıdır ki?Yada uykusuz bir gecenin sonunda etrafın yavaş yavaş aydınlandığını gördüğünde gülümseyen?Aydınlığa duyulan bu özlemin nedeni ne ki?Yoksa özlem duyulan şey yalnız olmak mı?Pencereden yurdun bahçesine bakmak ne güzel birşey,bu rüzgarın yüzüme vurması nasıl rahatlatıcı.Şuanda benim gibi pencereden dışarıya bakan kaç kişi daha vardır ve kaçı benim kadar mutludur bu basit olayı yaşamaktan?Bu sabah bu yatakta oturup rüzgarı bedenimde hissettmekten,odaya giren temiz havayla sigaramdan çıkan dumanı yarıştırmaktan,kuşları pencereden giren gün ışığından görmekten dolayı çok mutluyum.Çünkü bugün bana doğdu benden başka kim gördü ki bugünün ilk ışığını,temiz havanın şu saatlerdeki oksijenini kimin akciğerleriyle paylaştım ki?Ben kimseyi görmüyorum şuanda,bu sabahı yalnız karşıladım ve havayı yalnız ben soludum, işte buyüzden bugünün doğuşu birkez daha tatlı .Şuan odamda biri daha uyanık olsaydı eminimki güneşin doğuşu dikkatimi çekmeyecekti,yada şuandaki kuş seslerini duymucaktım.Yalnızlıktan bu kadar korkarken ve bu kadar canım yanarken yalnız olduğum için mutluyum şuanda.Dengesizim işte!Çünkü insanım.Diğerlerinden farklı yada eksik değilim dengesiz olduğum için.Çünkü yine söylüyorum uykusuz geçen bi gecenin ardından, sabahın ilk saatlerinde dışarıya baktığında, o anda duyduğu tek ses olan kuş sesini duyduğunda gülümseyen çok az insan vardır.Herkes yalnızlıktan korkar ama severde yalnızlığı.Yalnızlık nasıl güvende hissettiryorsun bana kendimi, şuanda olası tek düşmanın yine kendimim ve sensin.Sadece kendi varlığım korkutuyor beni, çünkü biliyorum sen beni seversin,sen insan seversin.Başka hangi canlıda bu kadar çok duygu ve his yaratabilirsin ki, yada sana ne bu kadar anlam kazandırabilir ki?Birazdan güneş iyice gösterecek kendini ve benim mutluluğum gitgide azalacak.Pencereden giren güneş ışığı bedenimde hissedilmeye başladı bile, kuş sesleride kalabalıklaşmaya...Halbuki sabah 6'da güneş hiç kimseyi yakmaz,kuşlar da bu saatte susmaz.Benimse memnuniyetsizliğim gitgide artıyo.Çünkü biraz önce uyanan oda arkadaşımla paylaşıyorum sabahın bu güzel saatini,birazdan diğeride kalkacak , telefonla alarmları çalmaya başlayacak,sonra Çevtem personelinin temizlik sesleri,bir diğeri osurup oksijenime metan karıştıracak,biri kapıyı açıp koridorda uzanan kedileri uyandıracak,o kediler açlıklarından dolayı dışarı çıkıp kuşlara saldıracak,kuşlar başka yerlerde ötecek,tuvaletteki saçkurutma makinesinin sesi penceremde kuş sesini bastıracak.Sonuç olarakta benim yüzümdeki gülümseme solacak, bu mutluluktan uzaklaşacağım.Hani her şey paylaşıldığında güzeldi?Nah güzel!Yalnızlıkta gitti şimdi ve önümde 2 seçenek var ya yurttakilerle beraber günün bu ilk saatlerini paylaşıcam yada gözlerimi kapatıp popoyu devirip sabah güneşinden mahrum kalıcam.Ben uyucam çünkü orda sadece ben olucam ne sabahlar doğurup,ne kuşlar getirecem pencereme,gelen karga bile olsa sadece bana uğursuzluk getircek,kimseyle paylaşmıcam ya, hala neden aptal gibi uyumadığımı bilmiyorum.Acele edeyim çünkü gitgide herşey, heryer aydınlanıyo ve herşey dahada netleşiyor,o kuş ne çirkin birşey yada cüzdanımın rengi güneş vurduğunda ne sinir bozucu.Gözlerimi kapatıp kendi karanlığımı yaratmalıyım,iyiki uyurken duymuyor insanoğlu, yoksa bu karga sesli kuş uyutmazdı beni.Birde sigara içebilsem uykuda ne güzel olacak………
